YEDİ YILDIZ

Dağlar aşırıp heybesinde küçük asyaya taşıyan devler, nerede sesiniz, o kar suları,

Üstünde laçinin kanat çırptığı, yüreği esriten kabartı nerde?

Yedi Yıldız

 Nerenize sakladınız? A çılgın, a delişmen yürekler, bilirim ne kirli çıkısınız,

içinizde saklananı, huruç ettirir "Çerkes çıkını" belki yeniden doğarsanız ülkenizde.

 

Gök, bulut, Güneş, hepsinin gözü sizde,

sizinle birleşecek tam yedi parmak,

yedi parmak yıldız olup, saydığımız yerlerde,

doğduğunuz o ülkeye inecek.

 

Nedir kuşatan toprağı, soğuğuyla ısıtan nedir? aklığıyla gönlümüzü nesheden,

yolumuzda ayak izleri arkaya baktığımda,

kardır, kardır ha aklığıyla kuşatır, sevindirir bizleri.

 

İşte kabarık Kuban suları gibi yeleleri,

kar esnekliğinde ak dorular gözüktü,

üzründe hüznü tüm tarihin,

görkemli Kafkas süvarisi.

 

Deli deli gözlerinin bebeklerinde oynaşıyor kısraklar,

güzel bir hülyanın peşinden gidiyorlar,

bilmezler ki denkleştirmedi mi güçleri,

eyvahlar olur, amanlar olur bu savaşda.

 

Kıyamet kol kanat gerir, ölüm geviş getirir,

zaman donar, sahiller sessizleşir kentler boşalır,

gel geç bir konak olur ülke, insanlar fanileşir,

bilekler zincirlenir, bacaklar titrer, kollar kavuşur.

 

Güneybatında Kuzey ülkesinin, ta ilkin,

oradan başlar çalmaya ölüm marşı,

ya oysa birlik yengiye davettir, ayakta kalmaya,

işte o zaman

bilekler çelikleşir, bacaklar dirilir, kollar kenetli,

haydin akına,

mutluluğu bulmaya,

o yakın o uzak ülkeyi, koynunda yaratmaya.

Kirpiklerin arasını aç, düşme öncekilerin hatasına,

bir parmak bir el işlevi görmez,

düşme tarih sofrasına.

Kalem bu ne bükülür, ne eğilir, duygu düşün yüklüdür,

bir haftada yedi güne gebedir bir özgür gök yedi yıldıza...

 

 

Semih Seyyid DAĞISTANLI, İstanbul/1990

 

Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı 4, s:53, Nisan 1991, Samsun.

© KKC 100. Yıl