KUBAN ÇERKESYA’NIN, ÇERKESYA BİRLEŞİK KAFKASYA’NIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR!

 Tarihsel Perspektiften Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ve Kuban Meselesine Bir Bakış

 

 

Ve nihayet, hem anayurtta kalan

hem de düşman zoruyla vatanlarını terk etmek mecburiyetinde kalarak

Yakın ve Orta Doğu’nun çeşitli ülkelerine yerle­şen

ve asıl vatanlarına dönmek ümidini besleyen Kuzey Kafkasyalılar,

Çerkesya’yı,

Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti

ve genel Kafkasya birliği dışında düşünmüyorlar.[1]

 

Ata­man Bulba Borovets

 

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (Birleşik Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği) Meclisi’nin 21 Aralık 1917’de yaptığı toplantıda Rusya anayasasını reddederek “Kuzey Kafkasya”nın, Rusya’dan ayrılmış bağımsız bir devlet olduğunu ilan etmesi, bölgenin sömürge yaşamında askeri idare zoruyla oluşturulmuş tüm yapay dengelerin bozulmasına yol açmıştı. Bölge dengelerinin bozulmasının ana sebebi yeni devletin kapsamı alanında bulunan topraklar ve sınırlarıydı. Bu sınırlar yerel - otokton halkların doğal yaşam alanları olan Karadeniz kıyısından başlayan eski Çerkesya topraklarından Abhazya’ya, Hazar Denizi kıyılarına, Dağıstan’a kadar olan tüm bölgeyi kapsıyordu.

 

Yeniden var olma çabası içine giren Kuzey Kafkasyalılar bu topraklarda yalnız değillerdi. Rusya İmparatorluğu 16. yüzyılın başından itibaren bölgeye askeri güç ile Kazakları, Rusları vb. diğer halkları yerleştirmişti. Bölgenin özellikle Batı Çerkesya ve Abhazya bölümlerinin etnik dengesi 1860’lı ve 1870’li yıllarda soykırım şartları ile gerçekleşen kitlesel sürgün ile yerli halkların aleyhine değişmiş ve yerli halklar azınlık durumuna düşmüşlerdi. Bu tarihteki idari sınırlara göre Kuban bölgesinde yaklaşık olarak 3.000.000 Kazak, Rus vb. “yabancı”lar, 200.000 kadar da yerli halk (Adige, Abaza ve Karaçay) bulunmaktaydı. Güney’de, Abhazya’da da durum çok farklı değildi. Etnik denge, çoğunluğunu Rusların ve Gürcülerin oluşturduğu “yabancılar”ın lehine değişmiş ve bu olumsuz süreç artarak devam etmekteydi.

 

Kuban bölgesine yerleştirilen Kazaklar tek parça bir etnik topluluk değillerdi. 1775'de yıkılan Ukrayna'daki Kazak Yurdu'nun (Zaporej) geriye kalan nüfusunun bir kısmı sonraki işgal dönemleri içinde aşamalı olarak Karadeniz kıyısına yerleştirilmişlerdi. Bu Kazaklar Ukrayna kökenlerini ve özgün diyalektlerini de önemli ölçüde korumuşlardı. Bölgedeki Kazak nüfusunun diğer parçası ise Azak-Mozdok arasında yerli halklara karşı sınıra yerleşti­rilen Lineitsy (sınır insanı) Kazakları idi. Karadeniz Kazakların­dan farklı olarak Lineitsy Kazakları Rusça konuşuyorlardı ve birbirleriyle de rekabet içerisindeydiler. Kazaklar dışında kalan “yabancı” nüfusun çoğunluğu Rus (bir kısım da Gürcü ve Ermeni) köy­lüler idi. İnogorodnye (dışarı­dan gelenler-ikameti olmayanlar) sıfatı ile adlandırılan bu grubun büyük bir kısmı geçimlerini tarım işçisi olarak çalışarak ya da Kazaklardan kirala­dıkları toprakları ekerek sağ­lıyorlardı. Bir kısmı da büyük şehirlerde petrol ve demiryolu sanayisinde çalışıyorlardı.

 

Kuban bölgesinde toprak mülkiyeti de önemli bir sorundu. Toprak dağılımında işgal döneminin ayrıcalıklı halkı Kazakların askeri sınıfına ve memurlarına büyük öncelik tanınıyordu. Örneğin; bu dönemde bir Kazak generaline verilen toprak miktarı 1650 hektara kadar çıkarken, yerli halklardan bir kişiye düşen toprak miktarı ise 2.75 hektara kadar düşüyor­du.

 

Nüfus ve toprak dengesizliği, batıdan doğuya doğru dönemin Terek, Stavropol ve Dağıstan bölgelerinde Kuban bölgesine nazaran azalarak devam ediyorsa da sorun tüm bölgeyi ateşe atacak kadar ciddi görünüyordu. Sömürge döneminin ayrıcalıklı haklarını kaybetmek istemeyen Kazakların ve Gürcülerin politik hedeflerinin[2] Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin devlet sınırlarıyla çatışması kaçınılmazdı.

 

Kuzey Kafkasya bağımsızlık hareketini örgütleyen milli unsurlar,  sınır, toprak ve nüfus problemlerinin risklerini en aza indirmek için gelecek kurgusunu “etnisite”, “ırk” ve “sınıf” kavramları üzerinden değil, “vatandaşlık” kavramı üzerinden tasarlamıştı. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin ilk Dışişleri Bakanı Haydar Bammat’ın bölgedeki Ruslarla ilgili şu açıklaması buna güzel bir örnektir: “Kuzey Kafkasya'da kalan Ruslarla münasebetimiz tamamen dostçadır. Bunlar sürekli Kafkasya'da kalmak istedikleri takdirde hükümetimize samimi duygular beslemek şartıyla, her türlü hukuk ve görevden istifade edeceklerdir”.[3]

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin ilk Dışişleri Bakanı Haydar Bammat

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin ilk Dışişleri Bakanı Haydar Bammat

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni örgütleyen Birleşik Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği, kuruluşundan itibaren nüfus, toprak ve sınır problemlerine karşı daima hassas olmuştu. Bölgenin yabancı halklarına karşı, soğukkanlı, itidalli, dengeli ve adaletli olmaya çaba göstermişlerdi. Kendi örgütlenmelerini geliştirirken, koalisyon kapılarını yabancı halklara da açık bırakmışlardı. Bu süreci dönemin kronolojik anekdotlarından rahatlıkla takip edebiliriz.[4]

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni örgütleyen Birleşik Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği liderleri

 

Tüm Rusya'da olduğu gibi Kafkasya'da da 1917 Şubat İhtilali sonrası yıkılan Çarlık rejiminin otorite boşluğunu Mart ayının başından itibaren Geçici Hükümete bağlı ya da özerk çeşitli yerel iktidar organları doldurmaya başlamıştı.

 

Kuzey Kafkasya’daki yerel iktidar organları eski Kent Meclisleri ve yerel yönetimlerinin üyelerinden oluşan “Yurttaş Komiteleri” (Grajdanskiy komitet), Çarlık karşıtı Menşevik, Es-Er, Bolşevik vb. politik güçlerin ağırlıklı olduğu “İşçi-Asker ve Kazak Temsilcileri Sovyetleri” ve yerli halkların “Milli Komiteleri”nden oluşmuştu. Kuzey Kafkasyalı yerel halk temsilcileri kendi milli komitelerinin yanı sıra, yoğun kolonizatör Rus-Kazak nüfusun yaşadığı kentlerde ve kasabalarda sosyo-politik şartların dayatması ve taktik nedenlerle diğer iktidar organlarının içinde de dönem dönem yer almaya çalışmışlardı.

 

Kuzey Kafkasya’nın ilk yerel milli örgütlenmesi bölgenin yerli halkını temsil etmek ve onun iktidarını sağlamak gayesiyle 5-6 Mart 1917’de Terekkala (Vladikavkaz)’da kurulan “Kafkasya Dağlı Halkları Birliği”dir. Şubat Devrimi ve Rus Çarlığı’nın yıkılmasının sonuçlarını ve mevcut politik durum karşısında Kafkasya halklarının takınması gereken ortak tutumu tartışan yeni örgütlenme, içinde Adigeleri temsilen Pşımaho Kotse(Kosok)’nin içinde yer aldığı “Geçici İcra Komitesi”ni oluşturmuştu.

 

Pşımaho Kosok

 

8 Mart 1917’de diğer bölgelerdeki yerli halklar gibi bölgedeki yerli Abaza, Adige ve Karaçaylı aydınların katıldığı Kuban bölgesinin merkezi Yekaterinodar (Kaleşkur-Krasnodar)'da, bir danışma toplantısı yapılmıştı. Bölgenin önde gelen kişilerinden Lu Traho, Sultan Şahin Girey, Kh. Hacemıko, B. Bolotoko vb.nce organize edilen bu toplantıda Kuban bölgesi yerli halklarının milli sorunları tartışılmış ve bölgenin yerli halkını temsil etmek üzere Sultan Şahin Girey'in başkanlığında bir “Dağlı İcra Komitesi” oluşturulmuştu.

 

Kuzey Kafkasyalılar kendi milli örgütlenmelerinin yanısıra bölgede oluşan diğer iktidar organlarının içine de girmişlerdir. 11 Mart'ta Yekaterinodar(Kaleşkur-Krasnodar)'da, S. Trutin başkanlığındaki otuz kişiden oluşan bölgenin yerel icra organı “Kuban Bölgesi Yurttaş İcra Komitesi”ne katılan Kuzey Kafkasyalı yerli halkın ileri gelen kişilerinden Sultan Şahin Girey (Adige), Pşımaho Kotse (Kosok-Adige), H. Hubiy (Karaçaylı), P. Sultan (Adige) bunun ilk örneklerdendir. Buna bir diğer örnek de Kuban bölgesinin Karaçay yöresinde oluşturulan “Yurttaş İcra Komitesi”nin başkanlığına getirilen Karaçaylı din adamlarından Hamzat Hacı Urusov’dur.

 

Kuban bölgesinde, siyasi iktidarı ve yönetim işlerini “Yurttaş Komiteleri”nin ve yerel milli komitelerin yanısıra Kazakların inisiyatifindeki Kuban Bölge Rada’sı da (Meclisi) elinde bulunduruyordu. Bölgedeki “Kafkasya Dağlı Halkları Birliği” üyesi Adige aydın ve politikacıları (örneğin; Kasbolet Ulagay, Kuşuk, Natırb, Sultan Şahin Girey, Aytek Namitok, Murat Hatığoğ, Ançok Şımğokh ve Seferbiy Siyukh)  Kuban Bölge Radası (Meclisi)’nda Adige temsilcileri olarak yer almış, Kuşuk Natırb Kuban Hükümetine de seçilmişti. Çarlık Rusyası’nın soykırım ve kitlesel sürgün uygulamalarıyla kendi öz topraklarında azınlığa düşürülmüş ve Slav kitleleriyle kuşatılmış bulunan Adigeler bu geçiş döneminde, kendi milli örgütlenmelerini sürdürürken hiçbir ortak yanları bulunmayan Rusların yerine belli ölçüde “Kafkasyalılaşmış” olan Kazaklarla birlikte hareket etmeyi uygun bulmuşlardı.

 

Aytek Namitok

 

Kuban bölgesi “Dağlı İcra Komitesi” 1-11 Mayıs 1917 tarihleri arasında Moskova'da çalışmalarını sürdüren “Tüm Rusya Müslümanlarının l. Kongresi”ne Aytek Namitok’u temsilci olarak gönderirken, Sultan Şahin Girey başkanlığındaki bir heyeti de 1-9 Mayıs 1918 tarihleri arasında Terek bölgesinin merkezi Terekkala(Vladikavkaz)'da toplanan “Kafkasya Dağlı Halklarının l. Kongresi”ne göndermişti. Kongrede oluşturulan Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği’nin 15 kişilik Merkez İcra Kuruluna Kuban bölgesi yerli halkları (Abazalar, Adigeler ve Karaçaylılar) adına Sultan Kaplan Girey ve Halit Hacı Eriken asıl üyeler, Nur-Bey, Eldar Yaşba, Şahim Aliy ve Abdul Hubiy yedek üyeler olarak seçilmişlerdi.

 

Bölgedeki bu politik gelişmelerin yanısıra Haziran ayı başlarından itibaren Osmanlı-Rus cephesinden kaçarak Kafkasya'ya yığılan Rus asker kaçakları özellikle yığıldıkları Terekkala(Vladikavkaz), Mezdegu(Mozdok) ve Karadeniz kıyı kentlerinde “devrimin kazanımlarını korumak için” terör estirmiş ve büyük bir anarşi oluşturmuşlardı. Bu kargaşa ve anarşiden de en büyük zararı yerli halklar görmüşlerdi.

 

10-17 Ağustos 1917 tarihleri arasında Kuban bölgesindeki Hakurin Hable'de, Kafkasya Dağlı Halkları Birliği'nin koordinatörlüğünde Kuban ve Karadeniz bölgesi yerli halklarının (Abazalar, Adigeler ve Karaçaylılar) Kongresi yapılmıştı. Yapılan toplantılar sonucunda, Kafkasya Dağlı Halklarının l. Genel Kongresi'nde (1-9 Mayıs 1917) alınmış bulunan tüm kararlar onaylanmış, Kurucu Meclis'in toplanmasına kadar halen iktidarda bulunan Geçici Hükümet'in desteklenmesi ve Şubat Devrimi'nin getirmiş bulunduğu kazanımların korunması için mücadele edilmesi kararlaştırılmıştı. Ayrıca “Dağlı İcra Komitesi”ne ve Dağıstan’ın Andi köyünde yapılacak Kafkasya Dağlıları II. Kongresi'ne katılacak delegeler belirlenmişti.[5]

Kafkas tarihine “Andi Kurultayı” olarak geçen Kafkasya Dağlı Halklarının II. Kongresi, 18-21 Eylül 1917 tarihleri arasında önce Dağıstan bölgesinin Andi köyünde başlamış, daha sonra Çeçenya bölgesinin Vedeno köyünde devam etmiş ve en son olarak Osetya bölgesinin Terekkala (Vladikavkaz) şehrinde tamamlanmıştı. Kurultay sonrasında ortaya çıkan nihai metnin 1. maddesi Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kadar olan tüm “Kuzey Kafkasya halklarının politik bir birlik oluşturdukları”nı, 2. maddesi “birlik dahilindeki halkların tam bir otonomiye sahip bulunacakları”nı kaydediyordu. 3. madde ise parlamenter yapıyı ve temsil olgusunu netleştiriyor, yasamaya ilişkin iki meclisin varlığını gerekli görüyordu. Bunlardan ilki olan “Millet Meclisi”, milletin egemenliği prensibinin bir ifadesi olarak genel nüfusun her otuz bini tarafından seçilecek temsilcilerden meydana gelecek; “Senato” ise, “birlik düşüncesinin” gerçekleşmesi için 2. maddede öngörülen “otonomiler” tarafından belirlenen 2'şer temsilcinin katılımıyla oluşacaktı. Tasarlanan yapıda siyasal iktidarın kullanımı 4. madde ile düzenleniyordu. Buna göre “Yasama Meclisi” kendi arasından seçeceği kurula (hükümet) yönetsel işleri devredecek, bu kurul ise aynı zamanda bütün birlik teşkilatını da idare edecek bir üyesini başkan seçecekti. Nihai metnin 5. maddesi “kuvvetler ayrılığı”nı simgeleyen “Yüksek Denetleme Kurulu” tesisine ilişkindi ve kurul “birlik anayasasının korunması ve sürdürülmesi, meclislerce yapılan kanunların, hükümetin ve her halka ilişkin yönetsel ve yargısal işlerin anayasaya uygunluğunun denetlenmesi”  göreviyle yükümlü kılınıyordu. Kafkasya Dağlı Halklarının II. Kongresi, siyasi ortamın kötüye gitmesi ihtimaline dayanarak Merkezi İcra Komitesi'ne en uygun görülecek zamanda Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını resmen ilan etme yetkisi de vermişti.

 

Kuzey Kafkasya halklarının bu politik atağına paralel olarak 24 Eylül 1917’de üyeleri arasında Kasbolet Ulagay, Kuşuk Natırb, Sultan Şahin Girey, Aytek Namitok, Murat Hatağog, Ançok Şımğokh, Seferbiy Siyukh gibi bölgenin milli politik aktörlerinin de bulunduğu Kuban Bölge Meclisi (Rada), Kuban'ı “Kuban Bölgesi”(Kubanskiy kray) adı altında bir cumhuriyet olarak ilan etmişti. Kuban bölgesi Adigeleri kendi milli örgütlenmelerinin üst çatısı altında (Kafkasya Dağlı Halkları Birliği) çalışmalarını sürdürürken etkin bir silahlı güç olan bölgedeki Kazaklarla olası çatışmaları önlemek ve bölge barışını korumak amacıyla da ortaklıklara girmeye çekinmemişti. Buna askeri ortaklıklar da dâhildi.

 

Ağustos ayı sonlarında Başkomutan General L.G. Kornilov'un emriyle Geçici Hükümet'i devirmek ve monarşist bir yönetim kurmak gayesiyle başkent Petrograd üzerine sevk edilen fakat Kafkasya Dağlıları Merkezi İcra Komitesi'nin talimatı üzerine harekete katılmayarak darbe girişiminin sonuçsuz kalmasını sağlayan Kafkas Süvari Tümeni'nin Çerkes, Kabardey, Çeçen, İnguş, Dağıstan, Tatar, (Azeri) adlarını taşıyan alaylarının Eylül ayı içinde başlatılmış olan anayurda dönüşü Ekim ayı başlarında sonuçlanmıştı. Bu alaylardan Çerkes Alayı'nın iki bölüğü, Kuban(Kazak) Muhafız Tümeni'nin iki müfrezesi ile birlikte Kuban bölgesinin merkezi Yekaterinodar(Kaleşkur-Krasnodar)'da, kentin asayişini sağlama işiyle görevlendirilmişlerdi.

 

Kazak Temsilciler

 

Kuzey Kafkasyalılarla Kazaklar arasında kısa süreli de olsa yapılan ikinci konjonktürel ortaklık 16-20 Ekim 1917 tarihleri arasında Terekkala (Vladikavkaz)'da, yapılan kongrede ortaya çıkmıştı. Yapılan görüşmeler sonunda “Kazak Orduları, Kafkas Dağlıları ve Özgür Bozkır Halklarının Güney-Doğu Birliği” antlaşması imzalanmıştı.[6] Bu birlik Don, Kuban, Terek, Astrahan Ural Kazaklarını, Kuzey Kafkasyalıları (Sohum yöresi-Abhazya ve Zakatala yöresi-Lezgiler dahil), Astrahan ve Stavropol bölgelerinin özgür bozkır halklarını (Kalmuklar, Türkmenler, Nogaylar vb.) içine alıyordu. 16 Kasım'dan sonra Kuban bölgesinin merkezi Ekaterinodar(Kaleşkur-Krasnodar)'da çalışmalarına başlayan “Güneydoğu Birliği Birleşik Hükümeti”nde dönemin güçlü politik kişilikleri olan Abdülmecid Tapa Çermoy, Haydar Bammat ve Pşımaho Kotse (Kosok) de Kafkasya Dağlı Halkları Birliği adına temsil edilmişlerdi.

 

25 Ekim 1917’de, demokratik yollarla iktidara gelme umutlarını yitiren Bolşeviklerin Petrograd’daki geçici hükümeti darbe ile devirmesi Kuzey Kafkasya’da da dengeleri sarsmıştı. Bölgede bulunan Bolşevik Partisi militanları kışkırtıcı çalışmalarla halklar arasında çatışmaların başlamasına sebep olmuşlardı. Kasım ayının başından itibaren yerli halklarla (özellikle Çeçenlerle) Rus Kazakları ve Bolşevikler arasında başlayan birkaç yönlü silahlı çatışmalar bölgedeki barışçı ve özgürlükçü politik faaliyetleri baltalamıştı. Örneğin “Güneydoğu Birliği”nin bölgenin istikrarsız şartları yüzünden ölü doğması sonucunda Kafkasya Dağlıları Birliği Merkezi İcra Komitesi’nin, Terek Kazaklarının önderleri ile Terekkala (Vladikavkaz)'da oluşturdukları “Geçici Terek-Dağıstan Hükümeti” de kısa ömürlü olmuştu.

 

Kafkasya Dağlıları Birliği Merkezi İcra Komitesi’nin, Bolşevik iktidarınca da ilan edilmiş bulunan, “ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkı”ndan hareketle ve Kafkasya Dağlı Halkları Kongreleri’nin kendisine verdiği görev ve yetkilere dayanarak 2 Aralık 1917’de Kuzey Kafkasya'nın özerkliğini ilan etmişti. Merkezi İcra Komitesi, Kafkasya Dağlı Halkları Birliği'nin Rusya Federal Cumhuriyeti'nin bir üyesi olacağını, ancak Rusya'da herkes tarafından tanınan bir cumhuriyet ve merkezi hükümet kuruluncaya kadar tüm devlet gücünü kullanan geçici bir hükümet olarak görev yapacağını da duyurmuştu. Bu çıkış bölgedeki dengelerde yeni sarsıntılara yol açmıştı.

 

I. ve II. “Kafkasya Dağlı Halklarının Kongreleri” ile devlet iktidarının sınırlarını belirlemiş olan Kafkasya Dağlıları Birliği’nin önüne, bölgedeki diğer halklarla çatışmaya sebep olacak toprak ve sınır anlaşmazlığı sorunu ortaya çıkmıştı. Sorunların barışçıl yollarla çözülmesini isteyen Kafkasya Dağlıları Birliği'nin Merkezi İcra Komitesi’nin 9 Aralık 1917’de yaptığı çağrı sağduyunun sesiydi. Birliğin yayın organlarından “Gorskaya jizn”de Kafkasya halklarına; “Devletin yaşamında büyük bir yıkımın yaşandığı, Dağlı halkların kültürel ve ekonomik değerlerinin sayısız felaketlere uğrama tehdidi altında bulunduğu bu zamanda Merkez Komitesi, koşulların gerektirdiği ortak hedeflere ulaşmak için, dost komşu halklarla anlaşmaya girmeyi görev saymaktadır” şeklinde çağrı yapmışlardı.

 

Aralık 1917 içinde Kuban bölgesinin çeşitli Rus şehir ve kasabalarında Kızıl Muhafız müfrezelerinin ve Bolşevik Sovyet yönetimlerinin kurulması bölgenin yerli halkı Adigeler üzerinde büyük bir tehdit oluşturmuştu. Rus askerleri ve mujiklerinden oluşturulan bu sözde “ordu”lar başta Ğobokuay köyü ve çevresi olmak üzere yöredeki Adige köylerinde “karşı devrimcileri temizleme” sloganı altında yağmalara ve kitlesel cinayetlere başlamışlardı.

 

Rus askerlerinin Kafkasya'da yaptıkları katliam ve kitlesel cinayetler

 

Bolşevik yönetiminin bölgede oluşturmaya çalıştığı zorba iktidar çabaları, Kafkasya Dağlı Halkları Birliği Merkezi İcra Komitesi (Kuzey Kafkasya Hükümeti)’ni 21 Aralık 1917’de, Rusya'dan bütünüyle ayrılma yolunda yeni bir adım daha atmaya zorlamıştı. Kuzey Kafkasya Hükümeti, Yeni Rusya anayasasının hazırlanmasına katılmayacağını, Rusya'dan ayrılmış bağımsız bir devlet olduğunu ve Rusya'nın Kuzey Kafkasya'nın işlerine hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğini ilan etmişti.

 

Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi 21 Aralık 1917 tarihinde yayımlanan bu deklarasyonla olmasına karşın, dış devletlerce tanınması ancak 11 Mayıs 1918 tarihinde, yani bundan beş ay kadar sonra yayınlanacak bir deklarasyonla olmuştu. Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan etmesi, ülkeye yerleştirilmiş bulunan Rus ve Kazak kolonilerini memnun etmemiş ve bunların “hiç değilse Rus olan” Bolşeviklere daha da yaklaşmalarında rol oynamış ve onlarla yerli Kafkas halkları arasında açık silahlı çatışmaları tırmandırmıştı.

 

1918 yılının Ocak, Şubat ve Mart ayları, Kızıl Muhafız müfrezelerinin bölgedeki Adige ve Bolşevik karşıtı Kazak yerleşimlerine karşı genel saldırıya geçtikleri aylardı. Adige yerleşimlerinde bu saldırılara karşı koymak için Kuban Çerkes Alayı’nın subaylarından Albay Sultan Kılıç Girey liderliğinde bir grup Adige, Vulape köyünde toplanarak Bolşeviklerle mücadeleye karar vermişlerdi. Saldırıların yoğunlaştığı ve Bolşeviklerin denetimine geçen Yekaterinodar(Kaleşkur-Krasnodar)’da, Kafkasya Dağlıları Birliği (Kuzey Kafkasya Hükümeti) Merkez İcra Komitesi adına çalışmalarını sürdüren komite üyesi Pşimaho Kotse (Kosok), Kuban Dağlı İcra Komitesi Başkanı Sultan Şahin Girey, Kuban Meclisi’nin Çerkes üyeleri vd. birçok kişi de Albay Sultan Kılıç Girey’in komutasındaki Çerkes Gönüllü Alayı ile birlikte kenti terk etmek zorunda kalmışlardı.

 

Sultan Kılıç Girey

 

9 Nisan 1918’de Kuban bölgesinde Novodmitriyeskaya’da, Kubanlı Çerkes ve Kazak güçlerinin ve General L.G. Kornilov birliğinin komutanları ve Kuban Hükümeti yöneticilerinin katılımıyla bir toplantı yapmışlardı. Toplantıda eldeki tüm asker ve gönüllülerin General Lavr G. Kornilov’un komutasında bir araya getirilmesine karar verilmiş, bununla ilgili üç maddelik protokol Gönüllü Ordu adına General Kornilov, Alekseyev, Denikin, Erdeli ve Romanovski, Kuban Kazakları adına da Kazak Atamanı Filimonov, Bıç, Ryabovol ve Dağlı (Çerkes) İcra Komitesi Başkanı Sultan Şahin Girey tarafından imzalanmıştı. Albay Sultan Kılıç Girey’in komuta ettiği gönüllü Çerkes Süvari Alayı, “1. Süvari Alayı” ve “Kuban Alayı” ile birlikte General Erdeli’nin komutasına verilen Süvari Tugayı’nı oluşturmuştu.

 

Sultan Kılıç Girey Kuban Çerkesleriyle birlikte

Kuban bölgesi yerli halklarının (Abazalar, Adigeler ve Karaçaylılar) temsilcileri bir yandan Kafkasya Dağlı Halkları Birliği çatısı altında milli çalışmalarını sürdürürken bir yandan da Kuban Radası (Meclisi) ve Hükümeti içinde Kazak halk temsilcileriyle ittifak halinde bulunuyorlardı.[7] Bu kritik ortaklık askeri alanda da gerçekleşmişti. Albay Sultan Kılıç Girey’in komuta ettiği gönüllü Çerkes Süvari Alayı’nın Gönüllü Ordu içine girmesi, Kuban bölgesinin hâkimiyeti için bölgeyi kan gölüne çeviren Çarlık yanlısı güçlerle Bolşevik güçlerinin zulmünden yerli halkları (Abazalar, Adigeler ve Karaçaylılar) kısmen korumalarını kolaylaştırmıştı. Politik ve askeri alanda yapılan bu zorunlu ittifak yerli halklarla Kazaklar arasındaki toprak ve sınır anlaşmazlıklarını geçici olarak geri plana itmişti. Ama Kafkasya Dağlı Halkları Birliği ve Merkezi İcra Komitesi (Kuzey Kafkasya Hükümeti) devlet sınırlarının ve hâkimiyet alanlarının pekiştirilmesi ve dış dünyaca tanınması için mücadeleden de geri durmamıştı.

 

Kafkasya Dağlı Halkları Birliği Merkezi İcra Komitesi (Kuzey Kafkasya Hükümeti), 21 Aralık 1917’de ilan edilen bağımsızlığın dış devletlerce tanınması için 1918 Mart ayının ikinci yarısından itibaren çalışmalarına başlamıştı. KDHB Merkezi İcra Komitesi, öncelikle “Kuzey Kafkasya Hükümeti” başkanlığına İnguş Milli Konseyi Başkanı Vassan Girey Jabağı’yı vekil tayin etmişti.  Vassan Girey Jabağı’da, Hükümet Başkanı Abdülmecit Tapa Çermoy, Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, Devlet Bakanı Zübeyir Temirhan ve Dağıstan Milli Konseyi üyelerinden Mehmed Kadı Dibir’den oluşan diplomatik heyeti dış ülkelerle temas kurması için yetkilendirmişti.

 

Diplomatik heyet öncelikle Tiflis’de Güney Kafkasya Birliği (Kafkasötesi Hükümeti) ile ittifak ve birlik konusunda sonuç alınamayan görüşmeler yapmış daha sonra da Trabzon Konferansı’na katılmıştı. Trabzon’daki konferans ortamı, Kuzey Kafkasya Hükümeti ile Osmanlı Hükümeti arasındaki dostluk bağlarının kurulup geliştirilmesine vesile olmuştu. Trabzon'dan sonra Batum'a geçen “Kuzey Kafkasya Hükümeti” heyeti (Batum’da “Kuzey Kafkasya Hükümeti” heyetine Simon Basariya ve Alihan Kantemir’de katılmıştı), Nisan ayında buraya gelen Osmanlı Devleti Harbiye Nâzırı Enver Paşa ile uzun bir görüşme yapmışlardı.

 

Trabzon ve Batum’daki diplomatik temaslardan olumlu sonuç alan heyet, 6 Mayıs 1918’de İstanbul’a geçmiş, burada da Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti ve Şimali Kafkas Cemiyeti’nin mihmandarlığında devletlerinin tanınması için çeşitli diplomatik ataklar gerçekleştirmişlerdi. Kuzey Kafkasya Hükümeti” heyeti; bağımsızlığın tanınması ve komşu halklarla problem oluşturan toprak paylaşımı ve sınırlar konusunda dış ülkelerde oluşan endişeleri dindirmek ve ilan edilen devlet sınırlarındaki kararlılıklarını bir kez daha teyit etmek için Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan temsilciliklerine telgraf çekmişlerdi. İletilen telgraflarda Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti sınırlarının, Kuzey’de Karadeniz kıyısından Kuban ırmağı hattından Armavir’e (Svyatoy-Krest’in doğusuna uzatılmış olarak) ve daha sonra Kuma ırmağı hattından Hazar Denizi’ne kadar ulaştığı, Güneyde ise Abhazya, Zakatal ve Kuba yörelerini de kapsadığı özellikle belirtilmişti.

 

Kuzey Kafkasya Hükümeti”nin Dışişleri Bakanı Haydar Bammat 8 Mayıs 1918’de Batum’da barış görüşmelerine katılmakta olan Alman Olağanüstü Delegasyonu Başkanı General von Lossow’a bir mektup göndererek Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlıklarının tanınmasını istemişti. Haydar Bammat ayrıca Almanya’nın İstanbul’daki elçisi Johann Heinrich von Bernstorff, Kafkasya’daki Alman Delegasyonu Başkanı Keressenstein von Kress ve Osmanlı Devleti temsilcisi Halil Paşa ile de görüşmeler yapmıştı.

 

Bağımsızlığın tanınması konusunda Osmanlı Devleti’nin tam desteğini alan “Kuzey Kafkasya Hükümeti” heyeti, 11 Mayıs 1918’de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tüm dünyaya duyurduğunda, Abdülmecid Çermoy ve Haydar Bammat imzalı bağımsızlık bildirgesinin 2. maddesi devlet sınırlarını “Kuzeyde Dağıstan, Stavropol, Terek, Kuban ve Karadeniz il ve sancaklarının eski Rusya İmparatorluğu’ndaki coğrafi sınırları; batıda Karadeniz, doğuda Hazar Denizi olacak, güneyde, ayrıntıları Kafkasötesi Hükümeti ile görüşmeler suretiyle saptanacak bir sınıra sahip olacaktır” diyerek tekrar teyit etmişti.

 

 

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilanı ve devlet sınırları, Osmanlı Devleti’nin müttefiki Almanya açısından tereddütle karşılanmıştı. Bölgede kendi Kafkasya politikasını Gürcistan Hükümeti ve Ukrayna bağlantılı Kuban Kazaklarıyla uygulama niyetinde olan Almanya’nın Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni soğuk karşılaması şaşırtıcı değildir.[8] Alman hükümetinin İstanbul’daki Elçisi Johann Heinrich Bernstorff, bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuzey sınırının Kuban ve Kuma nehirleri çizgisinden geçtiğini ve bu durumda, yakın Dağlı bölgeleri ile Kuban ve Terek Kazakları arasında bir çatışmanın kaçınılmaz olduğunu belirtmişti.

 

Yeni cumhuriyetin bölgedeki güncel dengeleri gözeterek güney sınırlarının ayrıntılarını Kafkasötesi Hükümeti ile görüşmeler suretiyle saptama seçeneği sunması bile yeterli olmamıştı. “Kuzey Kafkasya Hükümeti” heyeti, Güney sınırlarıyla ilgili iyi niyetli tavrın yanlış anlaşılma ihtimaline karşılık 12 Mayıs 1918’de İstanbul’daki Alman Askeri Temsilcisi Otto von Lossow’a bir muhtıra vermiş ve Abhazya ve Zakatala yörelerinin Kuzey Kafkasya devleti sınırları içinde bulunduğunu bildirmişlerdi. Muhtıranın ekinde bu konuda Kuzey Kafkasya delegasyonu tarafından Kafkasötesi Hükümetine verilmiş bulunan bir notanın sureti de bulunuyordu.

 

Haziran ayı içerisinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ile Almanya ve Gürcistan arasındaki ilişkiler daha da gerilmişti. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, 13 Haziran 1918’de küçük bir Alman birliğinin Sohum’a girmesi nedeniyle, cumhuriyetin güney-batı sınırlarını korumak için Almanya hükümetinin Kafkasya’daki Diplomatik Misyon Başkanı F.W. Schulenburg’a bir nota vermişti.

 

17-22 Haziran 1918’de durum daha da kritik bir seviyeye çıkmıştı. Gürcistan Cumhuriyeti’ne bağlı birliklerin “Abhazya’yı Bolşevizmden koruma ve Abhaz Halk Konseyi’ne yardım” görüntüsü altında Sohum’u işgal etmesi üzerine Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti de, Alman İmparatorluk Hükümeti’ne verdiği bir notayla, Alman düzenli güçlerinin himayesindeki Gürcü birliklerinin Abhazya'yı işgal girişimlerini protesto etmişti. Verilen notada, Abhaz Milli (Halk) Konseyi’nin 1917 yılında Kafkasya Dağlıları Birliği içinde yer alma konusunda karar verdiği, 18-21 Eylül’de (1917) Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Andi-Vedeno-Vladikavkaz’da gerçekleşen ikinci kongresinin çalışmalarında özel bir delegasyonla temsil edildiği, Zakatala yöresinin de aynı şekilde Kuzey Kafkasya (Kafkasya Dağlıları) Birliği’ne dahil bulunduğu bildirilmişti. Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti’nde Abhazya yöresinin Simon Aşkhatsava tarafından temsil edilmekte olduğu ayrıca vurgulanmıştı.

 

Benzer bir protesto notası 12 Eylül 1918’de İstanbul’da bulunan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu temsilcisi Guido Panfilli’ye de verilmişti. Bu nota Panfilli tarafından 14 Eylül’de Viyana’ya ulaştırılmıştı. Panfilli’nin Viyana’ya gönderdiği raporda Haydar Bammat’ın Abhazya’daki Gürcü saldırı ve katliamlarını sözlü olarak da protesto ettiği bildirilmişti. Raporun ekinde Bammat tarafından sunulan “Abhaz Halkının Olağanüstü Delegasyonu”nun 25 Mayıs 1918 tarihli deklarasyonu ile Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti’nin Abhazya Yöresi Temsilcisi Simon Basariya tarafından Dışişleri Bakanı Haydar Bammat’a gönderilmiş olan 26 Ağustos, 5 Eylül ve 8 Eylül tarihli acele telgraflar da bulunuyordu. Haydar Bammat, düşmanları karşısında savunmasız bulunan Abhaz halkı için tek kurtuluşun, yöreye ortak bir Müttefik Devletler (Alman, Avusturya-Macaristan, Türk ve Bulgar) birliği gönderilmesinde olduğunu da belirtmişti.

 

Bu dönemde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuzey sınırlarını diplomatik yollarla koruma çabaları da, hükümetin Kuban bölgesinde bulunan üyesi Pşımaho Kotse (Kosok) ile Kuban Bölgesi Dağlıları İcra Komitesi Başkanı ve Kuban Yasama Meclisi (Rada) başkan Yardımcısı Sultan Şahin Girey’in omuzlarına kalmıştı. Ağustos-Eylül 1918 tarihleri içerinde Kuzey Kafkasya Merkez İcra Komitesi üyesi Pşımaho Kotse (Kosok), Novoçerkask’ta (Don bölgesi) General Alekseyev vd. Gönüllü Ordu yöneticileri ile görüşme yaparak Kuzey Kafkasya’daki durum ve Kuzey Kafkasya hükümetinin amaçları hakkında da bilgi vermiş ve Bolşevizme karşı ortak mücadele konusunu tartışmıştı. Bu görüşmelerde Kotse’nin ısrarıyla görüşme tutanaklarına, bir tarafın askeri birimlerinin diğer taraf arazisine ancak diğer tarafın rızasıyla geçebileceği konusunda bir şart da konmuştu.

 

Bölgedeki sınır ve toprak anlaşmazlıklarını her fırsatta provoke eden Bolşevik militanlarının saldırganlıkları ve eski Çarlık rejimini ihya çabası içinde bulunan Gönüllü Ordu’nun öngörüsüz politikaları, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti temsilcilerini bölgede oldukça zor durumda bırakmıştı. Bölgede bulunan Pşımaho Kotse (Kosok) ve Sultan Şahin Girey, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti Başkanı Abdülmecid Tapa Çermoy’a gönderdikleri raporlarda, Cumhuriyetin deklare edilen Kuzey sınırlarının Kuban Hükümeti ve yönetim çevrelerinde büyük şaşkınlık yarattığını ve “Kuban Kazak Ordusu”nun toprak bütünlüğüne bir saldırı” olarak değerlendirildiğini belirtmişlerdi. Sorunun daha da büyümemesi, tansiyonun düşmesi ve anlaşmazlıların barışçıl yollarla, diplomatik yöntemlerle zamana yayılarak çözülmesinden yana olan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti, Kuban Kazak Ordusu Atamanı General Filimonov’a ve Kuban Bölge Meclisi Başkanı’na bir mektup göndermişti. 10 Eylül 1918 tarihli mektupta Kuzey Kafkasya Hükümeti adına Başkan Abdülmecid Tapa Çermoy şu hususları belirtmek gereği duymuştu:

 

“1) Hükümetimin, Kuban Ordusunun toprak bütünlüğü konusunda hiçbir hırsı bulunmamaktadır.

 

2) İki dost halkın topraklarının sınırları sorunu, tarafların tarihi, ulusal ve ekonomik talepleri göz önünde tutularak, özel bir komisyon tarafından ve mutlaka barışçı görüşmeler yoluyla çözümlenmelidir.

 

3) Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti geleneksel iyi komşuluk ve dostluk ilişkilerinin korunması ve daha da güçlendirilmesi için gayret göstermektedir ve bundan sonra da gösterecektir. Dağlı Hükümeti Terek bölgesinde Kazaklar ve Dağlılar arasında meydana gelen münferit bazı olaylara, Bolşevikler tarafından belli amaçlarla oluşturulan eylemler olarak bakmaktadır. Bu nedenle Dağlı Hükümeti güçlerinin örgütlenmesinde en öncelikli görevi olarak topraklarının Bolşeviklerden temizlenmesine önem vermektedir ki Bolşevikler, gayretlerimiz sayesinde burada az sayıda kalmışlardır ve çok zayıftırlar, halk onlara düşmanca yaklaşmaktadır.

 

Dağlı Hükümeti, Dağlılara bütünüyle dostça duygular besleyen Kuban Ordusu’nun, Kuban’da meydana gelen olayları tarafsız olarak ve sağduyuyla değerlendireceğinden; Dağlılar ve Kazaklar arasında düşmanlık yaratmaya çalışan belli grupların provokasyonlarına kapılmayacağından; Dağlıların Dağlı Birliğine ait topraklarda yaşamakta olan bütün milliyetlerle barışın kurulmasını en içten şekilde istediğine inandığından emindir.

 

Dağlı Hükümeti, hiç kimsenin müdahalesi olmadan en kısa zamanda, bölge halkını oluşturan tüm unsurların ortak gayretleriyle topraklarında düzeni sağlayacağına kanidir.

 

Bu nedenle Dağlı Hükümeti, Terek’teki sorunlara müdahale etmeye yönelik her türlü girişim ve eylemi -kim tarafından olursa olsun-, Dağlı halklara ve bölgenin tüm nüfusuna karşı yapılmış düşmanca bir hareket olarak değerlendireceğini bildirir.  Kuban bölgesi topraklarında operasyon yapan Kuban Kazak Ordusuna karşı iyi niyet çerçevesinde, dostluk bağlarını daha da güçlendirmek ve ilişkilerin tüm detaylarını ortaya koymak üzere Dağlı Hükümeti en kısa zamanda size yetkili bir delegasyonu gönderecektir.

 

İçten şükran ve teminatımızı kabul ediniz.”

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuban Hükümeti arasındaki en ciddi görüşmelerden birisi de Temmuz 1919’da Dünya Barış Konferansı’nda Paris’de gerçekleşmişti. Dünya Barış Konferansı’nda iki hükümet delegasyonu arasında gizli bir dostluk anlaşması imzalanmıştı. Anlaşma şu hususları içeriyordu (aynen):

 

“Kuban delegasyonu ile Dağlı Halklar Birliği delegasyonu, Kafkasya’nın siyasi, kültürel ve ekonomik başarısı ve barışın nimetlerinden yararlanmasının ancak Kafkas devletleri arasındaki dostane ilişkilerin sağlamlaştırılması ve birbirlerine destek vermeleriyle mümkün olabileceği inancından hareketle, aralarında şu anlaşmayı akdetmeyi gerekli görmüşlerdir:

 

1- Kuban Hükümeti ve Kafkasya Dağlı Halkları Cumhuriyeti Hükümeti bu resmi aktla Kuban’ın ve Kafkasya Dağlı Halkları Birliği’nin devlet egemenliğini ve tam siyasi bağımsızlığını karşılıklı olarak tanırlar.

 

2- Kuban ve Dağlı Halklar Cumhuriyeti arasındaki territoryal (toprakla ilgili) sınırların belirlenmesi, anlaşan taraflar arasında daha sonra yapılacak özel dostane anlaşmaların konusudur.

 

3- Anlaşmanın tarafları ne kendi başlarına, ne de kim olursa olsun birileriyle, bir biçimde Kuban’ın ve Kafkasya Dağlı Halklar Birliği Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını kaldırmaya veya kısıtlamaya yönelik hiçbir uygulamaya girişmemeyi yükümlenirler.

 

4- Anlaşma, taraflarından birinin askeri birlikleri diğer tarafın topraklarına, o taraf Hükümetinin isteği ve onayı olmadan geçemez. Taraflardan birinin diğer taraf topraklarında bulunan birlikleri onun (diğer tarafın) emrinde hareket ederler. Anlaşan taraflar, aralarında sıkı bir ekonomik yakınlaşma arzusunu belirterek, Kuban Hükümeti ile Dağlı Halklar Birliği Hükümeti arasında yapılacak özel anlaşmalar yoluyla şu konuları düzenlemeyi yükümlenirler:

 

a) Mal değişimi ve gümrük, b) Ulaştırma(Demiryolu, kara ve suyolu), c) Posta ve telgraf, d) Para dolaşımı vd. konular.

 

Bu antlaşma, tarafların anayasalarında saptanan şekilde onaylanacaktır. Bu antlaşma, iki nüsha olarak Paris kentinde düzenlenmiştir. Temmuz 1919.

 

Aslını imzalayanlar

 

Kuban tarafı adına:

L. Bıç               - Delegasyon Başkanı.                  V. Savitskiy        - Delegasyon Üyesi.

A. Kulabukhov - Delegasyon Üyesi.                       A. Namitok       - Delegasyon Üyesi.

 

Kafkasya Dağlı Halkları tarafı adına:

A. Çermoy          - Delegasyon Başkanı.                    İ. Haydar          - Delegasyon Üyesi.

Kh. Khadzaragtı - Delegasyon Üyesi.                      H. Bammat        - Dışişleri Bakanı.”

 

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuban Hükümeti arasındaki imzalanan bu anlaşma Kuban bölgesinin ve tüm Kuzey Kafkasya’nın Gönüllü Ordu’nun işgali altında bulunduğu bir sırada pratik bir yarar sağlamasa bile, Gönüllü Ordu rejimine ve General A.İ. Denikin ve Amiral Kolçak gibi “tek ve bölünmez Rusya” taraftarı güçlere karşı açık bir meydan okuma niteliği taşımıştı.  

 

Menşevik Gürcistan yetkililerinin bölgedeki barış çabalarını baltalamak, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni ve Kuban Meclisi’ni zor durumda bırakmak ve Gönüllü Ordu’nun dengesini bozmak için gizli anlaşmayı Ekim 1919’da yayınlaması üzerine Gönüllü Ordu liderleri buna çok sert tepki göstermişti. Kuban Meclisi’nin Karadeniz fraksiyonunun önemli kişilikleri Gönüllü Ordu birliklerince tutuklanmış ve sürgüne gönderilmişlerdi. Kuban-Karadeniz Kazaklarının önemli liderlerinden A. I. Kulabukhov’da General Denikin'in em­riyle 20 Kasım 1919'da idam edilmişti.

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin, nüfus, toprak ve sınır problemlerini aşma, hâkimiyeti altında tutmaya çalıştığı topraklarında devlet otoritesini kurma, sürdürme ve buna paralel yürütülen dünya ülkelerince tanınma ve desteklenme çabaları (Osmanlı Devleti’nin tanımasını ve politik, diplomatik ve askeri açıdan desteklemesini bir kenara ayırırsak) maalesef sonuçsuz kalmıştır.

 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, halen eksiği ile fazlası ile kendisinden sonra gelen tüm birlik ve bağımsızlık ideali yanlısı örgütlenmelerin önünde barışçıl ve demokratik milli politikalar adına yol gösterici, motive edici bir sembol olarak durmaktadır.

 

3 Kasım 1991’de, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni hazırlayan I. ve II. Kongreleri temel referans alan ve kendi III. Kongresini de bu kongrelerin devamı sayan Kafkas Halkları Konfederasyonu, mirasını devraldığı ideale ve bölgenin reel politik problemlerine aynı benzer tavırla karşılık vermişti. Tarihi Çerkesya topraklarından Dağıstan’a kadar Sovyet döneminin mirası tüm etnik kışkırtmalara, sınır anlaşmazlıklarına itidal ile yaklaşan, sorunları diyalog yöntemi ile çözmeye çalışan Konfederasyon, gücü ölçüsünce oldukça da başarılı olmuştur.

 

Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun 1-2 Kasım 1991’deki 3. Kongresinde Rusya Federasyonu yeni anayasa taslağını ret etmesi ile Birleşik Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği Meclisi’nin 21 Aralık 1917’de Rusya anayasasını reddetmesi, tarafların halen aynı mevzilerinde mücadeleye devam ettiklerinin en önemli işareti idi.

 

İlhamını Çarlık ve Sovyet dönemi sömürge yaşamının efendi-köle ilişkilerinden alan mankurtlaştırılmış Gürcü şovenizminin 1989 yılının ortalarından itibaren Abhazya’ya ve Güney Osetya’ya uyguladığı askeri baskının bir savaşa ve katliamlara yol açmaması için Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun gösterdiği itidalli ve uzlaştırıcı tavır, bölge insanın halen hafızalarındadır. Konfederasyon, Gürcü şovenizmi önünde set olmuş, işgal ve katliamları bir süre engellemiştir.

 

Konfederasyonun “Şapsığ Ulusal Rayonu”nun yeniden ihyası için gösterdiği çaba, Oset ve İnguş halkları, Abaza, Adige ve Karaçay halkları, Avar ve Kumuk halkları arasındaki toprak ve sınır anlaşmazlıklarının yumuşatılması ve halledilmesi konusunda gösterdiği göz kamaştırıcı diplomasi, tüm dünyaya örnek gösterilebilecek önemdedir.

 

Konfederasyon ayrıca yine aynı dönem içinde; 1917-1918 yıllarında olduğu gibi Kazak ve Rus nüfus ile olan ilişkilerin -onlarca provakatif eylemlere rağmen- barışçıl bir atmosfer içinde tutulmasına çaba göstermişti.

 

Konfederasyon Gürcistan’ın Abhazya’ya olan baskılarını protesto etmek için 1 Ekim 1989 tarihinde Kabardey-Balkar Ö.S.S.C.’nin başkenti Psıguven (Nalçik)’de de bir miting düzenlemiş ve Abhaz ve Gürcü halklarına sükûnet çağrısında bulunulmuştu. Bu çağrı evrensel ve zaman aşımına uğramayacak, tarihi bir çağrıydı.

 

Bu çağrıyı yeniden hatırlamakta yarar var. Bu metindeki Abhaz ve Gürcü kelimelerin kaldırarak yerine başka bir sürü halk ismi yazılabilir. Hiçbir dış güce ram olmayan, Kafkasya topraklarını vatan olarak kabul eden geleceğe dair düşlerini kardeşleri ile birlikte görmeye azmetmiş tüm halklarımızın isimleri…

 

“MİLLETLER ARASINDAKİ MESELELERİN KALKMASI İÇİN YAPILAN MİTİNGE KATILANLARDAN

ABHAZ VE GÜRCÜ HALKLARINA ÇAĞRI[9]

 

Kıymetli kardeşlerimiz!

 

Hanginizin adını önce anmamız gerektiğini bilemiyoruz, çünkü her biriniz farksız şekilde yakın kardeşimiz durumundasınız.

 

İki kardeş arasındaki kavga birbirine cephe alma derecesine gelirse, hele kan dökülürse, o zaman üçüncü kardeş olanlar bu olaylara ilgisiz kalamaz. Bütün hadiseler kalbimizde derin üzüntü oluşturmuştur.

 

Biliyoruz ki Gürcistan halkı tarihinde çok acılar yaşamış, özgürlüğü ve bağımsızlığı için çok kan akıtmıştır. Kabardey-Çerkes savaşçıları en zor anlarda kardeş Gürcü halkının yardımına koşmuşlardır. Bu yıl Nisan ayında Tiflis’te meydana gelen olayları da acı ve nefretle karşıladık.

 

Abhazya’nın karşılaştığı felaketler de bundan az değildir, trajik kaderi de iyi bilinmektedir. Eşi görülmemiş gaddarlıkta cereyan eden kesintisiz Rus-Kafkas savaşları en ağır darbeleri Çerkesya ile Abhazya’ya indirmiştir. Nitekim buraların halkının azımsanamayacak büyük bir kısmı bugün yaban ellerde bulunmaktadır.

 

Bizler Abhaz halkının Gürcü halkına düşmanlık beslemediğini biliyoruz. Bununla birlikte Abhaz halkı dilinin, kültürünün ve milli özelliklerinin geleceği ile ilgili olarak derin endişeler duymaktadır. Özellikle son yıllardaki olayların gösterdiği gibi, bunun inandırıcı sebepleri de vardır. Bizler, onların bu endişelerini paylaşıyoruz ve paylaşmamak da elde değildir. Gürcistan’ın ve Abhazya’nın gayri resmi örgütlerini, atalarımızın ortaya çıkan bütün problemlerini ve anlaşmazlıkları barış yoluyla çözdükleri yüzlerce yıllık zamanın tecrübelerine ve bilgeliğine başvurmaya çağırıyoruz. Sizlere yönelik bu endişeli çağrımız, meseleleri barışçı yollardan gidermeye, kardeşçe ve iyi komşuluk ilişkileri kurmaya çalışanların gayretlerini tamamlasın istiyoruz.

 

Evinize ve topraklarınıza, barış ve saadet dileriz.”

 

[1] Kansau Sozati, Çerkesler ve Ukrayna Matbuatı, Birleşik Kafkasya (Kafkasya İstiklal Komitesi Yayın Organı), No: 3-4 (20-21), sf: 16-20, Münih, Mart-Nisan 1953. (Bu cümle üzerinde daha anlaşılır olması endişesi ile küçük düzenlemeler yapılmıştır. O.D)

[2] Kazak ve Gürcü megola idealarının sosyo-politik ve psikolojik altyapısında bölgenin sömürge gücü Rus İmparatorluğu’nun onlara sağladığı ayrıcalıkların yatmakta olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dönemin emperyal güçlerinden Almanya’nın da bu yönelimlere çanak tuttuğunu ayrıca belirtmek gerekir. Almanya’nın 1. Dünya Savaşı boyunca işgali altında tuttuğu Ukrayna’nın da Kuban bölgesi ile olan tarihsel bağları ve hırsları da bu sürecin bir diğer ayrıntısıdır. Ukrayna, Zaporej Kazakları üzerinden hak iddialarını bugüne kadar sürdürmüştür. Kuban bölgesi, Ukrayna ulusal hareketlerinin ana hedeflerinden birisidir. Bugün de Ukrayna ulusal hareketlerinin içinde, tarihi Çerkesya topraklarının önemli bir kısmını hedefleyen ve bölgede yaşamakta olan Adige halkını Kuzey Kafkasya’nın diğer kardeş halklarından yalıtarak kendi hegemonyası altına çekmeye çalışan uluslararası destekli eğilimlerin mevcut olduğuna inanıyorum.

[3] Haydar Bammat’ın 27 Haziran 1918’de Tasvir-i Efkar’a verdiği beyanat

[4] Anekdotlar Sefer E. Berzeg’in “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” adlı kitap serisinden özetlenmiştir. Geniş bilgi için bkz: Berzeg, Sefer E. : Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), Cilt: 1, (Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Kuruluşu); Birleşik Kafkasya Derneği (BKD) Yayınları. İstanbul 2003. Berzeg, Sefer E. : Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), Cilt: 2, (Bağımsızlık Mücadelesi); Birleşik Kafkasya Derneği (BKD) Yayınları. İstanbul 2004.

[5] Toplantıya katılan 160 kadar delege arasında Çemguy yöresinden Bezruk Boletıko, Bjeduğ yöresinden Kaspolet Ulagay ve Hamid Traho, Şapsığ yöresinden Kırımçerıy Şeretlıko, Besleney yöresinden Sultan Şahin Girey, Dağıstan'dan Sultan Kaplan Girey, Karaçaylılar adına İlyas Bayramuk ve Hasanbi Hubiy; Mıçukh Hatko, Tembot Şocen, Nets’ıku Bat'ıko, Murat Hatığoğ, Aydemir Namitok, Seferbiy Siyukh, Sultan Zabıt Girey; Kafkasya Dağlı Halkları Kongresi için seçilen delegeler arasında ise Sultan Şahin Girey, Murat Hatığoğ, Hamid Traho, Aydemir Namitok ve Seferbiy Siyukh isimleri yazılı kaynaklardan tespit edilebilenlerdir.

[6] Daha başlangıçta uzun sürmeyeceği belli olan bu anlaşma ile Kuzey Kafkasyalılar, Güneydoğu Birliği'nin merkezden kopma politikasını desteklemek suretiyle, merkezin kendi sorunları üzerindeki etkisine son vermeyi ve Kazakları Rusya'dan tecrit etmeyi düşünmüşlerdi. Böylece, zaman içinde kendi durumlarını az çok sağlam bir biçimde güçlendirmek ve daha sonra Rusya'nın ve onun güçlü aparatı Kazakların ilhakçı komplolarını boşa çıkarmayı amaçlamışlardı. Gerçekten de bu anlaşma, Kuzey Kafkasyalılarla Terek Kazakları arasında sürmekte olan silahlı mücadelenin şiddetini biraz azaltmış, Güneydoğu Birliği Hükümeti, silahlı çatışmayı sona erdirmek amacıyla, Terek Kazaklarını Kafkasyalılar lehine bazı toprak ödünlerinde bulunmaya zorlamıştı. Devrim sonrasında yerli halk tarafından silahlı mücadele suretiyle Kazaklardan geri alınmış bulunan Çeçen-İnguş yöresindeki Karabulak, Sunja, Voznesenski kaleleri Kafkasyalılara terk edilmişti. Kuban bölgesinde de benzer bir gelişme yaşanmış, Güneydoğu Birliği’nin baskısıyla Kazaklar Kuzey Kafkasyalılarla olan ilişkilerini yumuşatmak zorunda kalmıştı.

[7] Bu ittifak Kuban Meclisi (Rada) içerisindeki Karadeniz Kazaklarıyla yapılmıştı. Karadeniz fraksiyonu (federalistler) olarak da adlandırılan bu grubun yanısıra Kazakların temsilcisi durumundaki ikinci büyük grup da Ataman Filimonov, D. E. Skobtsov, Gn. V. G. Naumenko, Gn. A. G. Shkuro gibi kişilerin yönetimindeki Lineitsy (sınır boyu) Kazaklarından oluşan otonomistler/özerklikçiler idi. 

[8] Sefer E. Berzeg, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti adlı kitabında Kafkasya Dağlıları (Kuzey Kafkasya) Cumhuriyeti hükümeti ile Almanya İmparatorluk hükümeti temsilcileri arasında bir dostluk anlaşması taslağı hazırlandığını fakat bu anlaşmanın karşılıklı onayı ile ilgili herhangi bir belge bulanamadığını belirtir. Berzeg, anlaşmanın sürüncemede kalmasını “değişen politik koşullara” bağlar ve Alman İmparatorluk Hükümeti kendi Kafkasya politikasını “sadece anlaşma imzalayarak güdümüne aldığı Gürcistan Hükümeti kanalıyla yürütmeyi” tercih ettiğini belirtir. Bu taslak anlaşma metninin 5. maddesinde “Alman İmparatorluk Hükümeti, Kafkasya Dağlı Halkları Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını kabul etmektedir ve bu bağımsızlığın diğer devletlerce de kabulü için diplomatik yardımda bulunacağını”, 6. maddesinde de “Alman İmparatorluk Hükümeti, milli prensipler esasına dayalı olarak Kafkasya Dağlı Halkları Birliği Hükümetinin kuzeyde Gelencik-Kuban (Armavir’in 20 verst kuzeyinden), Stavropol, Svyatoy-Krest (Karabalık), kaynağından akış yönüne Kuma nehri ve güneyde ise Zakatal ve Dağıstan yöreleri de dahil olmak üzere ana Kafkas dağlarının ana hatlarını (su tahsis hattına kadar) izleyerek İngur ırmağına ulaşan sınırlarının uluslararası kurallara dayalı olarak tespit edilmesine diplomatik yolla destek vermeyi de taahhüt etmektedir.”

[9] Kuzey Kafkasya Dergisi, Sayı:76-77-78,  s: 13-14, İstanbul 1990.

 

Duğ Orhan DOĞBAY / 07.06.2018

 

KAYNAKÇA:

 

“Adighe Maq”(Çerkes Sesi) gazetesi, 10.2.1988.(Şıbzıkho Kim'in makalesi).

“Belâgun li-ahaliyi'ş şirkistan min taraf-ı cemiyet’il ittihad'il Kafkasî”- “Kafkas İttihad Cemiyeti Tarafından Çerkezistan Ahalisine Hitaben Neşrolunan Beyennamedir”- “Kafkas Cemiyetim Çerkesxeme Ariorer”. İstanbul 1917. (Arapça-Türkçe-Adigece bildiri).

Gorskaya jizn” (Dağlı Yaşamı) gazetesi, 14 Kasım 1917, Vladikavkaz.

“Gorskaya jizn” (Dağlı Yaşamı) gazetesi, 9 Aralık 1917, Vladikafkas.

“Onları Anmaktan Artık Korkmayalım”. Kafkasya Gerçeği, No:5. Samsun 1991. (Bereter Asker' in “Adighe Maq'“ (Çerkes Sesi )_gazetesinin 5.1.1991 günlü sayısında çıkan makalesidir).

“Sobraniye çerkesov”. Kubanskiye oblastniye vedomosti. No:57. 14 Mart 1917. Yekaterinodar.

“Vremya” gazetesi, No: 12, 12 Temmuz 1917.

  1. Takho-Godi: Reviyutsiya i kontrrevolyutsiya v Dagestane. Mahaçkala 1927.

Adigey ot sotsialnogo i natsionalnogo gneta”. Uçeniye Zapiski Adigeyskogo NII. T.XV. Maykop 1972.

Adigeya. İstoriko-kultumiy ocerk. Maykop 1989.

Ahmet Hazer Hızal: Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası. Ankara 1961.

Ahmet: Hazer Hızal: “Kuzey Kafkasya İstiklali ve Türkiye Matbuatı”. Birleşik Kafkasya. No:2,3,4,5,6, 10-11-12, İstanbul 1964-67.

Aperçu historique sur les Ciscaucasiens pendant la guerre mondiale . Publie par le Comite de bienfaisance des Emigres Politiques de la Ciscaucasie en Turquie. Constantinople 1918.

ATASE(Genelkurmay Harp Tarihi ve Stratejik Etüt Başkanlığı) Arşivi. Klasör: 1840, Dosya:51-176. Fihrist:1. Ankara.

Autle Pşımaf: “Adighe cuetlirir 1917-1922-re yitlesxem”. Zequecsniqh, No: 1(66). Maykop 1977.

B.M. Cimov: “Velikiy Oktyabr i osvobojdeniye trudyaşikhsya

Comte -rendu des assamblėes des peuples de la Ciscaucasie et de leur travaux legislatifs. Publiė par le Comitė des Emigrės Politigues de la Ciscaucasie en Turquie. Constantinople 1918.

Dr. E. Kırımal: “Nezavisimost Severnogo Kavkaza v otrajenii turst i nemetskoy peçati 1918 goda. Obyedinenıy Kavkaz (Vereinigtes Kaukasien), No: 5(22), Mayıs 1953 München.

Dr. E. Kırımal: “Şimali Kafkasya İstiklalinin 1918 Yılında Türk ve Alman Matbuatındaki Akisleri”. Birleşik Kafkasya (Vereinigtes Kaukasien) No: 5(22). München 1953.

Dr. Necip Hablemitoğlu: Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri Ankara 1978

  1. Ladoha: Oçerki grajdenskoy voynı Kubani. Krasnodar 1923.

General A.İ. Denikin; Oçerki Russkoy smutı, Tom vtoroy.(II) Paris 1922.

Haidar Bammate: Le Problème du Caucase. ( Extrait de La Revue Politique Internationale N de Novembre-Décembre 1918. Avec une carte ethnographigue). Lausanne 1919.

Haidar Bammate: The Caucasus Problem. Questions concerning Circassia and Daghestan. (Extract of “La Revue Politique Internationale”, November -December 1918. Berne 1919.

I.Natirboff (Alb. İslam Natırb): “The Circassians’ Part in the Civil War”. Caucasian Review,No:l, Munich 1955.

İhsan Ilgar: Rusya'da Birinci Müslüman Kongresi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 410, İstanbul. 1988.

İstoriya Abkhazii. Uçebnoye posobiye. Gudauta 1993.

İstoriya narodov Severnogo Kavkaza (konets XVIII v.-1917 g.). “Nauka”, Moskova 1988,

İstoriya Severo-Osetinskoy ASSR, (Sovyetskiy period). Orconikidze, 1966.

Joseph Castagne: Le bolchevisme et l'islam, I. Les organisations sovietique de la Russie musulmane. Revue du monde musulman. Tome cinquante et unième. P.79. Paris 1922.

K.İ. Buzarov- A.K. Buzarov: Seferbiy Siyukhov-Adigskiy prosvetitel. Maykop 1991.

K.K. Khutız: Adıgi v mnogonatsionalnoy semye narodov Severnogo Kavkaza: Opıt, uroki (1917-1940 gg.). Maykop 1991.”

Kadircan Kaflı: Şimali Kafkasya. İstanbul 1942.

Kestan Dmitrıy: Cuegen Mues. Maykop 1982.

Kh. Berbekov: Oçerki istorii Sovyetskoy Kabardino-Balkarii. Moskova 1958.

Kurtatag: “İstoriçeskiye zadaçi Gortsev Kavkaza, II”. Volnıye Gortsı, No:2, Prag 1927.

Kurtatag: “İstoriçeskiye zadaçi Gortsev Kavkaza I”. Volnıye Gortsı, No: l. Prag. 26 Mart 1927.

Milli Ajans: “Şimali Kafkasya Ahvali”. İkdam Gazetesi. 10 Haziran 1334/1918. İstanbul.

Murat Becanov: General Sultan-Girey Kılıç. Krasnodar 1999.

Natsionalno-gosudaratvennoye stroitelstvo v Rossiyskoy Federatsii: Severnıy Kavkaz (1917-1941 gg.). Maykop 1995.

Oçerki istorii Abkhazskoy ASSR, II. Sohum 1964.

Oçerki istorii Adigey II, (Sovyetskiy period). Maykop 1981.

Oleg Leonidoviç Oprışko: “Bıvayut strannıye sblijeniya...” . Dokumentalnoye povestvovaniye. Nalçık 1993.

P.Kosok: “Revolution and Sovietization in the North Caucasus,I”. Caucasian Review, No:l. Munich 1955.

P.Kosok; “Revolution and Sovietization in the North Caucasus, II”. Caucasian Reviev, No:3, S. Munich 1956.

P.Sulatitskiy: Revolyutsiya na Kubani. Prag 1931.

P.U. Autlev: Adigeya v letopisi sotsializma (1917-1958). Maykop 1990.

Pod pobednım znamenyem Oktyabrya(Vospomimaniya). Maykop 1971. Adigeya. İstoriko-kulturnıy oçerk. Maykop 1989.

Prof. Dr. Nadir Devlet: 1917 Ekim İhtilali ve Türk-Tatar Millet Meclisi. Ötüken Yayınları. İstanbul. 1998.

Pokshishevskiy, V.V., “Kuzey Kafkasya’da Devrim Öncesi Kolonileştirmenin ve Göç Süreçlerinin Coğrafyası” Kaf Dağı Dergisi, Sayı:11-12, Ankara 1987, s:48-59.

Qeberdey-Batlqer ASSR-m yi ystorye. Nalçik 1983.

R.Kh. Khaşkhojev: Seferbiy Siyukhov - İzbrannoye, “Hakurinovskiy syezd (İz vospominaniy 1917 g.)”. Nalçik 1997.

Revolyutsiya i natsionalnoy vopros, III. Moskova 1930.

S.Lakoba: Abkhaziya. Posle dvukh okkupatsiy. Gagra 1994.

S.M. Kirov: İzbrannıye proizvedeniya. Moskova 1957.

Sbornik materialov 1-y nauçno-praktiçeskoy konferentsii na temu: “İstoriya Gorskikh Narodov Kavkaza (1917-1920 gg.) i nezavisimaya Gorskaya Respublika 11 Mayıs 1918 goda”. Mahaçkala 1992.

Sefer E.Berzeg; “General Sultan Kılıç Girey (1917-1921 Yıllarında Kuzey Kafkasya-Bolşevik Rusya Mücadelesinden Sahneler)”. Birleşik Kafkasya, No:3, İstanbul 1965.

Soyuz obyedinennıkh gortsev Severnogo Kavkaza i Dagestana (1917-1918 gg.), Gorskaya Respublika(1918-1920 gg.). Dokumentı i materialı. Mahaçkala 1994.

Stanilav Lakoba: Oçerki politiçeskoy istorii Abkhazii . Sohum 1990.

Tasvir-i Efkar gazetesi, 14 Mayıs 1918; İstanbul.

Taymaz Erol, “Gönüllü Ordu” ve Kuzey Kafkasya: 1918 – 1920, Kafdağı Dergisi, Sayı: 21-22-23-24, Ankara 1989 s:51-62.

Umar Aliyev : Karaçay (Karaçayevskaya avtonomnaya oblast). İstoriko i kulturno-ekonomiçeskiy oçerk. Çerkessk 1991. (2. baskısı).

Ustanovleniye Sovyetskoy vlasti i natsionalno-gosudarstvennoye stroitelstvo v Adigeye 1917-1923 gg. Maykop 1980.

Vassan Girey Cabağı: Kafkas -Rus Mücadelesi. İstanbul 1967.

Volfdieter Bihl: Die Kaukasus-Politik der Mittelmahte. II. Wien-Köln-Weimar 1992.

Y.N. Rayenko: Khronika istoriçeskikh sobıtıy na Donu, Kubani i v Çernomorye. Vıp.l, Rostov-Don 1939.

© KKC 100. Yıl